The Hunger Games (2012)
Halkın arenalarda dövüşen gladyatörlerle eğlendirildiği geçmişten daha karanlık bir geleceğe açılan öyküler dizisi; “Açlık Oyunları”. Her an takip edilen, izlenen ve tepkisizleştirilmiş bir halk. Faşist bir kral. Tanıdık geldi mi? Öykü bu bağlamda gerçekten etkileyici.
Fakat seriyi henüz okumamış biri olarak; filmde olayların çok yüzeysel ele alındığı etkisi oluştu bende. Uzun süresine rağmen detaylardan itinayla kaçınmışlar gibi. 13.bölgenin geçmişi, ayaklanmalar, yaşanan olaylar hakkında önceden biraz okumuş, öğrenmiş olmayanlar için oldukça zayıf anlatılıyor. Karakterlerle bütünleşmek de hayli zor. Bütçe kaynaklı olduğunu sanıyorum şehirlerin atmosferine çok az yer verilmiş, yüzeysel görüntülerle geçiştirilmiş. Halbuki Capitol şehrinin gelecek nesil mimarisi hayli etkileyici olabilirdi.
Bir diğer eleştirim de şiddet sahneleri. O nasıl bir çekimdir öyle? Tüm mücadele sahnelerinde kamera fıldır fıldır dönüyor, sallanıyor, hiç bir detay anlaşılmıyor. Ne olduğunu göstermemek için ciddi bir mücadele vermişler. Oluk oluk kan akması gereken sahneleri söylemiyorum bile. Yaş sınırından çekindikleri için normal karşılıyorum.
Fakat burada Ateş Kadehi‘ndeki Üç Büyücü Turnuvası‘nı örnek vermek istiyorum. Gerilim var, mücadele var, kaybedenlerin acısı var, ölenler var. Bu anlamda Açlık Oyunları mücadelesi çok zayıf kalmış. Hayat mücadelesi veriyor adamlar ortada iki yumruklu kavga dışında hiç bir şey yok. Olmamış. Eminim kitapta bu savaş daha detaylı ve etkileyici anlatılıyordur.
Distopik dünya ve faşist lider kavramı ise ele alınış itibari ile hoşuma gitti. Zevk için sonucu manipüle edilmiş, gladyatörleri andıran mücadelelerle halka aşılanan sahte umut. Biraz 1984, biraz Truman Show. Kral’ın dediği gibi, korku kadar güçlü bir duygu “umut” Boş da olsa…
Tüm siyasetin aslında bir şov olması, halkı oyalama konularına yabancı değiliz zaten. Bizdeki Fenerbahçe - Galatasaray maçlarında benzine zam yapılması durumu gibi, suni gündemler yaratıp arkada atılan tehlikeli adımlar gibi.
Kısacası ortalama bir film olmuş. Çok daha iyi olabilirdi. Gary Ross sevdiğim bir yönetmendir. Yaratıcılığı sınırlanmış gibi geldi. Yönetim neredeyse yok gibiydi çünkü. Serinin devamında kitaplarını da okumuş bir şekilde daha detaylı işlenmiş filmler bekliyorum.
6/10